Tasavvuf'ta Beyin, Kalp ve Mevlana Hz.

<iframe width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/w4MeVJfQtyA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>

 

 

Gerçek Karar Verme Mekanizmamız KALBimizdir!

Beyin, kalp için bilgi sağlayan bir casus gibi çalışır. Toplanan bilgiler akl etme ( karar verme ) mekanizması olan kalp tarafından değerlendirilir. Kalp düzgün çalışıyorsa sorun yok. Ama düzgün çalışmıyorsa, onu manevi olarak karartmış, bozmuş isek bu konuda Peygamberimizin(S.A.V) hadisini sizlere hatırlatayım.

“İnsan vücudunda bir et parçası vardır o düzelirse bütün vücut düzelir, o bozuk olduğunda bütün vücut ifsat olur İyi bilin ki, bu et parçası kalbdir.''

Burda kalpten kasıt ilk anlamda organ olarak akla gelsede, aslında vurgulanmak istenen kalbin manevi yönüdür.

Kirli kalplerin pası atıldığında tasavvufun sadece semazenlerin dönmesinden ibaret olmadığını anlamaya başlayacağız.

Çünki insanlar madenlere benzerler; bir maden cevheri ocaktan çıktığı gibi kalmaz. Onun öz benliğini kazanabilmesi, posasından ayrılmasına, eritilip süzülmesine ve usta elinde işlenmesine bağlıdır. Doğuştan sahip oluğu yeteneklerin ortaya çıkması da insanın eğitim görmesine bağlıdır. Bu eğitim bir mürşidi kamilin öğretileri doğrultusunda olursa ancak insan yaradılış amacına ulaşır. İnsanı yaradılış amacına ulaştıran eğitim sistemine tasavvuf, tasavvufta ki hocalara Şeyh, mürşidi kamil  vb. deniliyor. Yani o Mevlana Celaleddin Rumi Hz. bizim sandığımız gibi göklerin arasından süzülen bir barış güvercini değil. Bir Şeyhtir. O '' ne olursan ol, gel '' diyor ama. Gel şurda iki kadeh atıp muhabbet patlatalım demiyor. Sen ne olursan ol yine de bana gel. Ben de öyle bir öğreti, öyle bir eğitim sistemi var ki, alkolikte olsan, hayat kadını da olsan talebiliğime girersen Allah'ın seni bu dünyaya yollama amacına ulaştırabilirim demek istiyor.

Toparlayacak olur isek, günümüz insanı için de bulunduğu ruhsal bunalımı önceleri yogayla, budayla atmaya çalışıyordu. Baktı bunlar kesmiyor artık yeni moda SUFİ'lik furyası başladı. Ve heryerde ekmek parası! için dönen semazenler türedi. Tasavvuf bu değildir. Tasavvuf ölmüş kalblerin, diriltilmesi ve bu dirilen kalbler ile hayatımızı O'nun (C.C) razı olacağı şekle sokabilmektir. Buda ancak bir Şeyh'in elini öpüp onun talebesi olmak ile gerçekleşebilir.

Son olarak trajı komik olan bir konu ile yazıyı sırlayalım. Mevlana dedim mi herkes perdeleri suya indiriyor. Tarikat denilince ''YOBAZ'' lık ile suçluyorsunuz karşınızdakini. Arkadaşım Mevlana Hz. Mevlevilik tarikanın kurucusudur. Ve sizin anlayacağınız tabirle Mevlevi Şeyhidir. Herkese kollarını açmış ''Gel , gel iki tavla atalım'' tarzında algılanacak bir sevgi yumağı değildir. Mevlana Hz. Mevlevilik Tarikatini kurmuş olan bir ŞEYHtir efendim, ŞEYH.

Tekrar edeyim mi ? Mevlana Hz. koskocaman bir tarikat, şeyhidir. Şeyhler, tarikatlar kötüdür zihniyetinde olanlar için bir ters okuma yapalım. Biz Mevlana Hz. seviyoruz. Oda Mevlevi tarikatı şeyhi. Biz haberimiz olmadan bir tarikat şeyhini seviyor isek aslında tarikatlar ve şeyhler korkulacak bir şeyler olmamalı.

Birazcık araştırma ile gerçek bir tasavvuf okulu olan tarikat ve o okulun hocalarından gerçek bir şeyh buldunuz mu ? Yapışın elini öpün. Ve öğretisine talip olun. Talebesi olun.

Rabbim, razı olacağı şekilde ilmimizi arttırsın. Amin

Kaynakça: Emin IŞIK - Aşkı Meşk etmek.

Mahmud Erol KILIÇ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !